Yazar : Yaşar Nuri Öztürk
Yayınevi : Yeni Boyut Yayınevi
Sayfa Sayısı : 398
Etiket Fiyatı : 15,00 YTL
Bizde : 12,50 YTL
Kazancınız : %17
ISBN : 9756779484
Basım Tarihi : Nisan 2008
Türkiye'yi Kemiren İhanet - Allah İle Aldatmak
"Kur’an, “Allah ile aldatılmayın!” ihtarında bulunmasına rağmen Türk halkı, dinine olan derin saygısı yüzünden Allah ile aldatılıyor.
Allah ile aldatmanın rantından en büyük terör örgütleri bile yararlanıyor. PKK’nın başı, yandaşlarına şu talimatı veriyor:
”Peygamberler şehri Urfa’ya ilahiyat akademisi kurun!”.
Allah ile aldatmak; dini; çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından ne dini vardır ne de imanı. Onun dini-imanı, Tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.
Allah ile aldatanlar dokunulmaz, eleştirilmez bir ‘tahakküm teolojisi’ oluşturmuşlardır. Türkiye’de bu teolojiyi egemen kılmak istiyorlar ve bunda büyük ölçüde başarılı olmuşlardır. Bu bir Haçlı-İngiliz siyasetidir. Atatürk bu şeytanî siyaseti, ta 1920’de Müslüman dünyaya tanıtıyor; İngilizlerin siyasetinin ‘İslam’ı İslam’la yok etme siyaseti’ olduğunu ilan ediyor. Allah ile aldatma zulmünün en ağırları kadın ve kadın hakları konusunda işlenmektedir. Türkiye’de bugün kadın, özellikle örtünme meselesinin istismarı aracılığıyla, Allah ile aldatan zümrelerin temel sömürü aracı olarak öne çıkarılmaktadır.
Türkiye’de sosyal devleti çöküşün eşiğine getiren sebeplerin başında Allah ile aldatanların yarattığı ‘sadaka kültürü’ ve bu kültürün yarattığı ‘sömürü merhametçiliği’ gelmektedir. AKP iktidarı bu yıkıcı sebebin saltanat dönemini temsil etmektedir. Allah ile aldatanlar, iane çadırlarıyla yetinecek bir toplum özlemektedirler.
BOP’un temel hedefi, Ortadoğu’da İsrail’den daha büyük devlet bırakmamaktır. Yaşadığımız günlerin ABD ve AB’sinde, Türkiye ile ilgili ilk hedef Türk Ordusu’nu etkisizleştirmek olarak dikkat çekiyor.
Laikliğe saldırıyı emperyalizmin Haçlı kurmayları kotarıyor. Müslümanlar burada sadece taşeronluk yapmaktadır.
Türkiye’yi Allah ile aldatma zehrinin panzehiri ancak İslam’ın gerçeği içinden çıkarılabilir."
ben kimim, denildiğinde, ben kelimesini sadece bedensel bir varlık olarak anlamaktan çok, herkesin bir iç dünyaya sahip olduğunu, kendine özgü, özel bir benliği olduğunu ve bu benliğin öz'üne bağlantılı olarak bir ruh taşıdığının önce bilincine varmamız gerekmektedir. daha da ötesinde, insanın 'ben' dediği varlığın beden ve ruh ilede kayıtlanamaz bir olgu olduğunu idrak etmek gerekmektedir.
insanoğlu ezelden beri varlığımızın temel sorularına cevap aramıştır.
bu soruların başında, ben kimim, veya neyim?
varlığımın amacı nedir?
bu dünya’ya nereden geldim ve nereye gidiyorum?
ne diye bu dünya’ya geldim?
gerçek nedir?
gerçeklerin tümünü anlamaya muktedir miyim?
kendimi acı çekmekten kurtarabilir miyim?
huzura – mutluluğa – rahatlatıcı sükunete ve tatmin edici doyuma nasıl erişebilirim?
bu tip soruların cevaplarını arıyorsanız, eminim ki sorularınızın cevaplarını bu kitapta bulup aydınlanacaksınız.
Sözler elmas olsa bile, alıcısı yoksa gürültüden ibarettir.
Bir insanın önyargı duvarını yıkması, sonsuz bilginin ona açık hale gelmesidir.
Gönlüne kin koyan karşısında bir düşman bulur. Aşk koyan bir sevgili.
Biri iki görene şaşı derler; ikiyi bir görene alim.
Doğuştan köre renk tarifi yapılamayacağı gibi, cahile de hakikat ilmi anlatılamaz.
Kur´an; “Her nefs ölümü tadacaktır,” der. Tatma fiili bir tadanı gerektirir, tatmak varsa ölüm yok demektir.
Bilinçte seyredilen birbirini izleyen olaylar akışı, kimimizin dünyası olmuş, kimimizin rüyası.
Beden ve zihin bir alettir. Aleti kullanmak ile alet olmak arasında fark vardır.
Doğası kazanmak ve biriktirmek olan insanın kaybetmeye tahammülü yoktur. Yaşam ise, verdiklerini geri almak sistemi üzerine kurulmuştur.
Hz. Adem´in anasız babasız olmasına hayret etmeyen insan, Hz. İsa´nın babasız dünyaya gelmesine şaşırmıştır.
Güneş ışığı çiçeklerdeki renklerin sebebidir, fakat gerçek doğası renksizliktir.
Kibir cahilliğin belirtisidir, tevazu bilgeliğin getirisidir.
Sevginin bittiği yerde, katlanma başlar.
Sevgi hiç bir şeyi ayırmaz, bilgelik hiç bir şeyle özleşmez!
Karşındakinin sen olduğunu gerçekten idrak etmedikçe, sevgin şüpheli ve sınırlıdır.
Kendilerini bedenden ibaret zannedenler, bedenlerini tatmin peşindedirler. Nereden bilsinler, bilincin sınırsız zevkini ?
Aşk öyle bir kıvılcımdır ki, düştüğü yeri yakarak yangın olur. Sonuçta da ne seven, ne sevilen kalıyorsa; aşk, kemal olur.
Hakikati görmemizi engelleyen en büyük perdedir isim. Sırlara vakıf olmak istiyorsak eğer, ismin ve cismin ardındakini fark etmeye çalışmalıyız.
Okyanusta dalgalar var gibi gözüksede varlıklarını okyanustan alırlar. Beş duyunun karşılığı olan madde var gibi gözüksede, varlığını bilinçten alır.
Rüzgarın varlığını, hareket ettirdiği şeyler ve tenimize olan temasıyla biliriz. Ne var ki, bugüne kadar kendisini gören olmadı.
İnsanı evrenden ayıran şey kendi zannıdır. Kendini bir beden kabul ederek ayrılığı kendi yaratır.
Zevkler bağımlılığa, bağımlılık tutsaklığa, tutsaklık çaresizliğe götürür.
Sözler sadece anlam yüklü işaretlerdir. Bilgi ancak bilinene aittir. Gerçek ise Sen"de fark edilmeyi bekler.
Gerçekle Yüzleşmek - Sebahattin Zorlu